0 850 840 87 87

Dil ve Konuşma Bozuklukları

Artikülâsyon, nefesin gırtlaktan çıktıktan sonra yutak, ağız ve burundan oluşan üçüncü ekip organlarında (Dil, damak, diş, dudak) konuşma dilimizin geleneksel seslerine dönüşüp biçimlenmesidir. Artikülâsyon teriminin yanı sıra boğumlama, eklemleme, telaffuz ya da oynaklama terimleri de kullanılır. Söyleyiş bozuklukları, konuşanın söyleyişinde değil, dinleyenin kulağındadır. Diğer bir değişle dinleyici, konuşma seslerini; yer değiştirmiş, atlanmış, eklemeler ve çarpıtmalar yapılmış gibi algılıyorsa söyleyiş bozukluğu var demektir. Konuşan kişi ses birimlerini (fonemleri) nasıl çıkarırsa çıkarsın, işitenlere yanlış gelmedikçe fonemler doğru söylenmiş sayılmaktadır.

Artikülâsyon bozukluğu dört değişik türde görülür:

1)Atlama( Sesin Düşürülmesi)

Atlama ( Omissions) yanlışlarında sözcüklerin yalnızca bir kısmı söylenir. “Araba” yerine “arba”, “Havlu” yerine “avlu”, “Saat” yerine “Sat” örneklerinde olduğu gibi bazı sesler düşürülmektedir.

2)Yerine Koyma (Sesin Değiştirilmesi)

Sesin değiştirilmesi ( Substitutions) sık görülen artikülasyon bozukluklarındandır. Sözcük içinde çıkarılması güç gelen bir ses, çıkarılması kolay gelen bir sesle değiştirilir.”Çizgi” yerine “Çisgi”, “Para” yerine “Paya” gibi ses değişiklikleri görülür. Bazen de sözcük içindeki seslerin yer değiştirmesi olabilir. “Kitap” yerine “Kipat” örneğinde olduğu gibi…

3)Sesin Eklenmesi ( Additions)

Sözcüğün aslında bulunmayan başka seslerin eklenerek söylenmesidir. Genellikle birbiri ardına gelen iki ünsüzün arasına bir ünlü ekleyerek söylenmesi şeklinde görülür. “Saat” yerine “Sahat”, “Spor” yerine “Sipor”, “Recep” yerine “İrecep” gibi…
 

4)Sesin Bozulması ( Distortions)

Sesin bozulması ( Çarpıtmalar) durumunda sesler tam doğru olmamakla birlikte gerçeğine yakındır. Ses, konuşma dilinde olmayan yeni bir ses olarak çıkarılır. “Gelir” yerine “Gelix”-“Geliy” ya da “Gelüm” gibi… Daha çok yöresel olarak çıkarılan sesler buna örnek teşkil eder.

Ses Bozuklukları ( Voice Disorders)

İnsan sesinin üç özelliği vardır; ses perdesi, yüksekliği ve kalitesi. Bu üç özellikteki bozukluklar konuşan ve dinleyen için estetik açıdan rahatsız edicidir ve iletişime engel olur. Sesleme(fonasyon) bozuklukları özellikle erken çocukluk döneminde ve ilköğretim çağındaki çocuklarda sık rastlanan bir bozukluktur. Bunun temel nedeni de bu yaş grubu çocukların oyunda ve etkinlikler esnasında aşırı yüksek sesle konuşmaları ya da bağırmalarıdır.

1)Ses Perdesi

Kişinin sesi perde bakımından yaşına ve cinsiyetine göre olması gerekenden daha alçak (pes) ya da yüksek (tiz) olursa toplumsal açıdan engellemelerle karşılaşır ve iletişimi zayıflar. Normal konuşmada yüksek ve alçak tonlar arasında yumuşak geçişler vardır. Bu perde geçişleri vurgulamayı sağlar ve konuşmayı monotonluktan kurtarır. Ses perdesi kırılmaları adölesan dönemde yaygındır. Sonraki yaşlarda devam etmesi iletişim sorunları yaratabilir.

2)Ses Yüksekliği

Çok zayıf ya da fazla yumuşatılmış bir ses belli uzaklıktan ve gürültülü ortamlarda anlaşılmayı güçleştirir. Çok yüksek ses ise, özellikle hoş olmayan bir ses niteliği varsa, dinleyici açısından rahatsız edici olmaktadır.

3) Ses Kalitesi / Tonu

Ses kalitesini tanımlamada genizsizlik (nazality) ve boğukluk (hoarseness) özellikleri dikkate alınır. Genizsizlik, burun boşluğundan geçen havanın miktarı ve tınlama (rezonans) için burun boşluğunun ne ölçüde kullanıldığıyla ilgilidir. Bir kişinin sesinin kronik şekilde boğuk olması ciddi larynx (gırtlak) sorunu olduğuna işaret etmektedir. Kronik boğuk sesli kişi bir uzmana gösterilmelidir.

 4)Konuşma Akışındaki Bozukluklar

Bir konuşmanın akışı, süre, hız, ritim ve akıcılık içerir. Konuşma akışında duraksamalar konuşmacının anlaşılmasını güçleştirir. Bu durum dikkati çekecek kadar sık ve yaygın olduğunda bozukluk olarak kabul edilir.

5)Acele-karmaşık konuşma

Çoğunlukla kekemelik ile karıştırılan bu durum, aşırı konuşma hızı ile birlikte düzensiz cümle yapısını, söyleyiş problemlerini içerdiği gibi kekemeliğin problemi olan konuşmaya başlama güçlüğünü de içerir. Acele-karmaşık konuşanlar hızlı ve düzensiz söyleyiş biçimleri nedeniyle söylemek istediklerini anlatamazlar. Kekemelerin aksine bozukluklarının farkında değildir. Konuşabilirler ve nadiren kekelerler.

6)Kekemelik( Ritim Bozukluğu)

Konuşma özürleri arasında en eskiden bilinenidir. Kekemelik, konuşmanın akıcılığı ve ritmi ile ilgili bir iletişim bozukluğudur. Konuşmada uygun olmayan duraklamalar ve tekrarlar konuşmanın doğal akışını etkiler. Kekemelik, kişinin konuşmaya başlayamama, duraklama, bazı sesleri uzatma, tekrar etme, bazı vücut hareketleriyle (Sık tekrarlanan el-kol hareketleri, mimikler) konuşmanın sapma göstermesi şeklinde görülür.

Dil ve Konuşma Bozukluğu Olan Bireylerin Özellikleri

1) Kısıtlı sözcük dağarcıkları vardır. Ya hiç konuşmazlar ya da zor anlaşılan birkaç sözcük kullanabilirler.

2)Yutma, çiğneme sorunları olabilir.

3) Düşünce ve isteklerini anlatmada zorlanabilirler.

4)Jest, mimik işaret kullanmaya yönelebilirler.

5)İletişim kurmaya karşı isteksiz davranabilirler.

6)Çevrelerindeki seslere, konuşmalara ilgisiz davranabilir, dinlemez görünebilirler.

7)Anlaşılmaz sesler çıkarabilirler.

8) Çevreleri ile ve girdikleri ortamlarda uyum güçlükleri gösterebilirler.

9) Yalnız kalmayı tercih edebilirler.

10) İsteklerini, düşüncelerini dile getirirken hoş olmayan (vurma, çarpma, ağlama, bağırma gibi) tepkilerde bulunabilirler.

11)Dikkat süreleri kısa ve dağınık olabilir.

12) Kavramları geç ve uzun zamanda öğrenebilirler.

13) Bellekleri zayıf olabilir.

14)Öğrendikleri bilgileri transfer edemeyebilirler.

Hangi durumlarda çocuğun konuşmasıyla ilgili endişe duyabiliriz?

* 1 yaşında halen ismine bakmıyorsa, ‘hayır’ sözcüğünü anlamıyorsa,

* 14-16 aylar arasında halen hiç kelimesi yoksa

*3 yaşından itibaren ‘ne, nerede, kim’ gibi basit soruları yanıtlayamıyorsa,

* 3 yaşından itibaren aile dışından birileri onun konuşmasını anlamakta güçlük çekiyorsa

*Konuşmaya eşlik eden nefes, ses veya yüze dair alışılmadık davranışlar varsa,

* 5 yaşından itibaren konuşmada belirgin tekrar ya da duraklamaları varsa,

* Seste soğuk algınlığına bağlı olmayan kronik boğukluk ya da kısıklık

*5 yaşından itibaren basit bir öyküyü olay sırasına göre anlatamıyorsa,

*7 yaşından itibaren daha karışık bir öyküyü anlatamıyorsa,

* Sözcük gelişimi sınırlıysa,

* Okul performansı kötüyse,

*Sözel ve sözel olmayan beceriler arasında belirgin bir fark varsa

Dil ve Konuşma Bozukluklarının Nedenleri

Yapısal (Organik Nedenler): Ağır ve uzun süren hastalıklar, sık sık geçirilen boğaz enfeksiyonları, duyusal yetersizlik (işitme kaybı, görme kaybı), zekâ, konuşma organlarında ve konuşmaya yardımcı kas ve sinirlerde sorunlar (yarık damak, kurt ağız, serebral palsi vb.) ağız ve gırtlak yapısındaki bozukluklar, dişlerdeki yapı bozuklukları vb.

Görevsel (İşlevsel) Nedenler: Organik problemler olmadığı halde bazı çocuklarda yine konuşma bozukluğu görülebilir. Bunun nedeni organın sağlıklı olduğu halde konuşmada üstlendiği görevi gereği gibi yerine getiremeyerek konuşmayı bozuk duruma getirmesidir. Bu durum çoğunlukla yanlış öğrenme ve alışkanlıklarla ilgilidir. Evde yabancı dil konuşulması, konuşulan dilin niteliğinin farklı ve yetersiz olması, uygun olmayan modeller vb. nedenlerdir.

Psikolojik Nedenler: Konuşma bozukluklarının bazıları çocuk ve anne-babanın duygusal çatışmalarından kaynaklanır. Çocuğa konuşma fırsatının verilmemesi, çevresindeki kişilerin iyi model oluşturmaması, sosyo-ekonomik ve kültürel nedenler; ailenin çocuklarının, daima bebek kalma isteği, okul öncesi çağdan yeniden bebeklik çağına dönüş yapan çocuklarda yapısal ve organik herhangi bir bozukluk olmamasına karşın, onlarda bir konuşma bozukluğunun ortaya çıkış nedenini psikolojik kökende aramak gerekir. Bazı çocuklar aşırı derecede duyarlı, çekingen, utangaç, bazılarında ses algılaması ve ses ayrım gücü yetersizlikleri yaşarlar. Olumsuz çevre etmenleri ve taklit, güdüleme, uyarım ve teşvik eksikliği, ciddi duygusal sosyal problemi olan anne-baba ya da çocuk, utangaçlık, dikkat çekme isteği.

DİL VE KONUŞMA BOZUKLUĞU

Dil gelişimi, doğumla birlikte başlayan ve tüm yaşam boyu devam eden bir süreçtir. Dil tüm kuralları ile birlikte, geçirilen yaşantılar sırasında doğal olarak öğrenilmektedir. Çocuklar dili modelleri dinleyerek, bu modelleri taklit ederek, geri iletimi algılayarak, deneyimlerini ve düşüncelerini paylaşarak öğrenmektedirler.

Çoğu bebek için çevreyle iletişim kurmak ağlamayla başlar ve her şey doğal olarak inanılmaz bir hızda gerçekleşir. Çocukta önce “Alıcı Dil” adı verilen söyleneni anlama gelişmeye başlar. Söylemek istediklerini sözel yolla ifade etmesi ise “İfade Edici Dil” olarak adlandırılır.

Konuşmanın normal gelişim aşamaları;

Yeni doğan dönemi (0-2Ay)

Bebeğin ihtiyacını belirtebileceği tek iletişim yolu ağlamadır. En yaygın sesler, rahatsızlık ve açlık ağlamalarıdır. Birinci ayın sonunda ağlamalar farklılaşmaya başlar ve anne bebeğin ağlama nedenini belirleyebilir.

Gıgıldama (Cooing) dönemi (2-3 Ay)

Bebekler bu dönemde s, k, g gibi yumuşak damak ve gırtlak seslerini çıkarabilirler; u, o, a gibi ünlüleri uzatabilirler. Bu dönem, gülme ve gıgıldama dönemi olarak adlandırılır.

Mırıldanma (Babbling) dönemi (4-6 Ay)

Bu dönemde dil kontrolü artar ve bebek dilini çeşitli yönlerde hareket ettirebilir. “B, p, m” gibi dudak sesleri artar. Başlangıçta refleksif olan sesler, bu dönemde amaçlı hâle gelir. Bebek 6 aylık olduğu zaman çıkardığı seslerin sayısı artarak karmaşık ses kombinasyonları düzenlemeye başlar.

Mırıldanmanın tekrarı dönemi (7-10 Ay)

Bebeğin çıkardığı sesler çevredeki lisanın niteliklerini kazanır ve hece tekrarına doğru gelişmeye başlar. Ünlü ve ünsüz sesleri birleştirir ve bunları tekrarlar (ma-ma, ba-ba, de-de gibi).

Jargon dönemi (11-14 Ay)

11-14 Aylar arasında çocuklar cümle seslerine benzeyen bir dizi ses üretiminde bulunurlar. Bunlar jargon denilen anlaşılmaz mırıltılardır. Ferguson’a göre (1978), jargon sözcükler, mırıldanma ve yetişkin benzeri konuşma arasında bir bağ oluşturmaktadır.

Tek sözcük dönemi (12Ay-18Ay)

İlk anlaşılabilen sözcükler bir yaş civarında üretilir. Çocuk bir tek sözcük üreterek bunu tüm cümle yerine kullanabilir. Çocuğun ilk sözcük dağarcığının büyük bir bölümü isimlerden oluşmaktadır. Bu dönemdeki çocukların ifadeleri, içinde bulundukları durumla birlikte yorumlanmalıdır. Karmaşık iletişim durumunda; durum içinde bulunan nesneler, bakışın yönü, ses iniş-çıkışı, anlama ilişkin ipuçları verebilmektedir. Çocuğun ilk sözcükleri genellikle duygusal bir anlam taşımakta ve daha çok çocuğun gereksinimleriyle ilgilidir. İlk sözcüklerin içeriği incelendiğinde isimlerden sonra sıra ile fiiller, sıfatlar ve edatlar kullanılmaktadır.

İki sözcüklü ifadeler dönemi (18Ay-2Yaş)

18 Ay ile 2 yaş arasındaki çocuklar, iki sözcüğü birleştirerek cümle oluşturmaya başlarlar. İki sözcük birleşimi ile çocuk farklı anlamlar ifade etmeye başlar. Bu ilk cümleler çoğunlukla isim ve fiillerin birleşmesinden oluşur. Ses tonu, duraklama ve sözcük düzeni yetişkininkine benzer hâle gelmeye başlar. Bloom, çocuğun söylediklerini durum içinde değerlendirmenin önemli olduğunu vurgular. Sözcüklerin işlevleri anlam içinde değişebilmektedir.

Üç ve daha fazla sözcüklü ifadeler dönemi (2yaş-4yaş)

Çocuk üç, dört sözcüğü yan yana getirerek tek bir düşünceyi bütünüyle ifade edebilir. Bu dönemde çocuğun sözcük dağarcığı hızla gelişir. Özellikle kavramsal gelişimle yakından ilişkili olarak neden-sonuç (de, ondan, diye, çünkü, onun için), yer (içinde, üstünde, altında), zaman (şimdi, sonra, yarın) kavramlarıyla ilgili sözcüklerin arttığı görülür. Bu dönemde çocuğun sözcük dağarcığı 200-300 kelimeye kadar çıkmaktadır.

Dil, insanların birbirleriyle duygu ve düşüncelerini paylaşmak amacıyla kullandığı ortak kurallar sistemidir. Konuşma ise, sözel iletişim aracıdır ve dil bilgilerini iletmek için ses kullanır. Konuşma, dili iletmek için bir araçtır.

Konuşmanın anlaşılır ve doğru olabilmesi için bazı nitelikler taşıması gerekir. Bu nitelikler:

  • Açıklık: Söylenmek istenenin açık ve sade bir dille anlatımı dinleyenler tarafından anlaşılmasını kolaylaştırır. Uzun ve terimlerle dolu cümleler anlaşılmayı güçleştirir.
  • Artikülasyon: Konuşma seslerini düzgün çıkarmaya, mırıldanmadan, sesleri yutmadan, eklemeler yapmadan konuşmaya özen gösterilmelidir.
  • Dil bilgisi: Her dilin kendine göre kuralları vardır. Dil, kurallarına uymadan kullanıldığı takdirde şekil ve anlam yönünden bozukluklar ortaya çıkar. İnsanlar konuştuğu dilin kurallarını bilirse bu tür sorunlar yaşanmaz.
  • Sürat: Konuşan kişinin konuşma esnasındaki hızıdır. İnsanların çoğu hızlı konuşamaz. Kimi insanlar ise çok hızlı konuşur. Her ikisi de yanlıştır. Akıcı ve anlaşılır bir konuşmada normal sürat, dakikada 90–100 kelime konuşmaktır. Vurgulanacak kelimelerde yavaşlamak, çabuk ilerleyen düşünceleri konuşurken ise hızlanmak anlaşılır bir konuşma için gereklidir.
  • Duraklama: Konuşmada noktalama işaretleri anlamındadır. Konuşma esnasında da tıpkı yazı okurken ya da yazarken olduğu gibi noktalama işaretlerine uygun duraklamalara dikkat edilmesi gerekir.
  • Ses tonu ve doğru nefes alma: Ses tonu sesin yükselip alçalması, azalıp çoğalmasıdır. Konuşma esnasında değişik ses tonları kullanmak konuşmayı anlaşılır ve ilgi çekici yapar. Konuşmanın tekdüze (monoton) olmaması için ses tonuna dikkat edilmelidir. Ayrıca konuşma esnasında duraklamalarda düzgün ve yeterli nefes almak konuşmanın akışı ve anlaşılırlığı için önemli bir noktadır.
  • Ses gücü: Konuşan kişinin konuşmasının karşısındaki kişilerin duyabileceği şekilde olmasıdır. Konuşma gücünün düşük olması konuşan kişinin kendine güveni olmadığı intibası bırakmakla birlikte anlaşılmasına da engel olacaktır.
  • Beden dilinin kullanılması: Konuşma esnasında jest ve mimiklerin kullanılması kişinin kendini ifade etmesini ve karşısındakiler tarafından anlaşılmasını kolaylaştırır ancak konuşurken vücut hareketlerinin gereğinden fazla kullanılması dinleyen kişinin dikkatini dağıtacağından anlaşılırlığı azaltacaktır. Bu nedenle jest ve mimikleri uygun yerlerde ve yeteri kadar kullanmaya özen gösterilmelidir. Beden dilini kullanırken dikkat edilmesi gereken bir nokta da göz kontağı kurmaktır. Konuşan kişinin dinleyenle göz teması içinde olması gerekir. Karşısındakine bakmadan konuşmak dinleyenin ilgisini azaltacağından anlaşılmayı azaltacaktır.

Optimum Aile Danışmanlık uzman kadrosu hakkında detaylı bilgi almak ve danışan yorumlarını okumak için;
optimumailedanismanlik.com/
hakkimizda
sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.